Sohbet
E-kart
Diyet
Spor
Bilim
İslam
Sağlık
Oyunlar
Kadınca
Komedi
Msn
Magazin
İlahiler
Osmanlı
Hazır Mesajlar
Cep Telefonu
Oyun indir
Güzel Sözler
Şarkı Sözleri
Kültür Sanat
Rüya Tabirleri
Gazeteler
Atatürk
Fikralar
Arkadaş
Şiirler
Burçlar
Teknoloji
Resim Galerisi
Programlar
Manken Resimleri
Manzara Resimleri
Yabancı Mankenler
Yemek Tarifleri
İletişim

      Sohbet                MP3                   Aşk                     E-kart                   Güzel Sözler                   Sevgi                             Bu sitede reklam var

 Günesin buz tuttugu yerde bir alev gorursen bil ki o yalnız senin icin yanan kalbimdir.
Menü
Bilim Tarihi
Düşündüren Sorular
İnsan Vücudu
Bilime Yön Verenler
Hayvan Dünyası
Bitki Dünyası
Mizah Nükte
Takdim
Küresel Isınma

 

    BİLİM

                                                               Takdim

  Düşündügünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız, söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı, anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal vardır. Sylviane Herpin'den Bu öykü herkes, birisi, herhangi biri ve hiç kimse adlarında dört kişi ile ilgilidir. Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve herkes bu işi birisi'nin yapacağından emindi. Birisi bu duruma sinirlendi, çünkü iş herkes'in işiydi. Herkes işi herhangi biri'nin yapabileceğini düşünüyordu. Fakat herkes'in o işi yapamayacağını hiç kimse anlamamıştı. Sonuçta herhangi biri'nin yapabileceği bu işi hiç kimse yapmadığından herkes, birisi'ni suçladı. Yiba Glass'tan

"Zekâ ölçmek, test usûlünü kullanmak, ilk olarak Osmânlılarda başladı. Amerikan literatürlerinde okuduğuma göre, Osmânlı orduları Viyanaya kadar gelince, Avrupa devletleri çok korkdu. İslâmiyyet Avrupaya yayılıyor, hıristiyanlık yok oluyor diye şaşkına döndüler. Osmânlı akınlarını durdurmak için çâre aradılar. Çok uğraşdılar. Bir gece yarısı, İstanbuldaki İngiliz sefiri şifre yolladı. Avrupaya müjde vermek için sabâhı bekliyemedi: [Buldum, buldum, Osmânlıların zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çâresini buldum diyor ve şöyle anlatıyordu: Osmânlılar, aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyor, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi milletden , hangi dinden olursa olsun, küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar seçilerek, sarâydaki (Enderûn) denilen mekteblerde, değerli öğretmenler tarafından okutuluyor. İslâm bilgileri, İslâm ahlâkı, fen, kültür dersleri verilerek, kuvvetli, başarılı müslimân olarak yetişdiriliyorlar. Osmânlı ordularını zaferden zafere ulaşdıran değerli kumandanlar ve Sokullular, Köprülüler gibi seçkin siyâset ve idâre adamları, hep böyle yetişdirilen keskin zekâlı çocuklardı. Osmânlı akınlarını durdurmak için, bu Enderûn mekteblerini ve bunların kolları olan medreseleri yıkmak, müslimânları ilmde, fende geri bırakmak lâzımdır.]"

 

 

 

 

 

 

car hire
Bu Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Veya Kaynak Gösterilmeksizin Kopyalanamaz, Alıntı Yapılamaz. © 2007