|
|
Fıkralar 
Tecavüz
Manastırdan şehire gitmek üzere yaya olarak yola çıkan iki rahibe ormanlık bir
alandan geçmek zorunda kalırlar..Ormanın derinliklerine ulaştıklarında,önlerine
aniden iki serseri çıkar.Birkaç çırpınıştan sonra serseriler, rahibeleri
halleder ve geldikleri gibi yine esrarengiz biçimde kaybolurlar.. Tekrar yola
koyulan rahibelerden biri diğerine sorar:
- Kardeş,iki kez tecavüze uğradığımızı Rahip Efendiye söyleyecekmiyiz?....
Diğeri arkadaşına şaşkın şaşkın bakar:
- Ama bizi bir kez düzdüler..
- ayy..yoksa dönerken ayni yolu kullanmayacak mıyız..
Yırtık
Baş rahibe bir sabah manastırda butun rahibeleri toplar ve dün akşam manastırda
olmaması gereken olaylar oldu der. Dün akşam manastıra erkek girdiğini söyler
bütün rahibeler hhiiihh der fakat arka taraftan bulunan rahibe kikiki güler. Baş
rahibe iççamaşırı falan bulunduğunu söyler. Bütün rahibeler yine hhiiihh
yaparlar arkadakide yine sinsi gülmeye devam eder. Baş rahibe perzervatif
bulundu der. Butun rahibeler arkadaki rahibe hariç hiihh der arkadaki rahibe
kkıı kıkı gülmeye devam eder. Rahibe sözünü şöyle bitirir:
Fakat perzervatif yırtıktı der bu kez bütün rahibeler kkı kı güler ve arkadaki
rahıbe hhiiiihh der.
Yarı yarıya
Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya götürürler.
Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez kadı:
"Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor
musun haram olduğunu? .." der.
"Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır" diye karşılık verir Bektaşi.
Kadı:
"Bunun içine pamuk katarlar" Bektaşi:
"Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar..."
Farz
Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden
obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki
sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlarmış.
Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek için:
-Aman ne güzel çocuk...Adı ne bunun? diye sormuşlar.
Hoca:
-Adı Farzdır, demiş.
Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç
duymamıştık.
Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Ya, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?
Abdestsiz
Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.Ağaçta bulunan biri de
onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra namazımın kabul olması için Allah'a dua
etmeye başlamış.
-Allahım sen namazımı kabul et.
Ağaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermiş.
Hoca şaşırmış.Tekrarlamış.
-Alahım sen kıldığım namazı kabul et.
-Etmem.
Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine:
-Allahım sen namazımı kabul et demiş.
Ağaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmiş.
-Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.
Zil sesi
Kasabanın saygın papazı, bir akşam meyhaneye gider.Yemeğini erken şarabını da o
kalabalık meyhanede yudumlamaktadır. Saatler sonra çişi gelir ve tuvalete gider.
Çıktığında, meyhanedeki o kalabalık kah-kahalarla gülmekte ve birbirlerini
dürtüp işaret parmaklarıyla papazı göstererek kahkahalarına devam etmektedirler.
Buna anlam veremeyen papaz, meyhaneciyi çağırarak neler olduğunu sorar.
Meyhaneci der ki: "Papaz efendi bizim tuvalette pisuarın üstünde belden aşağısı
bir kağıla kapanmış, üstü çırılçıplak bir kadın resmi vardır, zaten
görmüşsünüzdür"
-Eeee, der papaz.
Meyhaneci: "İşte o kağıdı kaldırınca bizim bu tarafta bütün ziller çalar da
ondan gülüyorlar"..
İmam, Papaz ve Haham
Bir imam, bir haham ve bir papaz ormanda geliyorlarmış. Bir gölün kenarına
gelmişler. Hava sıcak mı sıcak. Bakmışlar çevrede de kimse yok, soyunup göle
girmişler. Çıktıklarında bir bakmışlar ki kıyafetleri ortada yok. Aramışlar
taramışlar ama bir türlü bulamamışlar. Sonunda haham "Benim evim ormanın içinde,
biraz ileride. Benim eve gidelim, ben size giyecek bir şeyler veririm" deyince
beraber ormanın içinde anadan üryan hahamın evine yürümeye başlamışlar. Tam eve
yaklaştıkları sırada bir grup kadın belirmiş. Kaçacak biryerde yok. Papaz hemen
şeyini kapatmış. Haham da hemen şeyini kapatmış iki eli ile. İmam ise yüzünü
kapatmış. Kadınlar geçtikten sonra hahamla papaz imama neden şeyini kapamadığını
sormuşlar. İmam "Sizi bilmem ama benim cemaatte beni yüzümden tanırlar, demiş."
Sen ne işe yaradın
Bektaşi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı
yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af
diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektaşiye sıra
gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı
Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet
getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru
müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının
huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim
adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip
azarlar. Bektaşimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki
sen ne işe yaradın?
İş iştir
Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir
nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle
bir soru sordu:
- Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar
vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku
ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği
kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu
cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş;
"Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı
İsa.
- Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını.
Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa
cevabını verdiğini sordu.
- Öğretmenim, aslına bakarsanız bence dünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan
Musadır ama...,iş iştir...
Kevser
İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.. Ders Kur'an-ı
Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:"Fatih" diye cevap
verir.. Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım.."..cocuk
sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Mufettiş yine sorar.."İsmin ne
çocuğum?"..çocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler "
Tedbirli olmaya çalışıyor
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle'...der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini
lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye
gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
Kafir
Neyzen Tevfik sivri dilliliği ve içmesiyle bilinen bir sofuymuş.Yine herzamanki
mekanında arkadaşlarıyla içiyormuş Oradan geçmekte olan katı dindar bir başka
sofu arkadaşı Neyzen'i görmüş.Söylene söylene yanına gelmiş ve şöyle demiş:
-Ah Neyzen! iyi adamsın hoş adamsında, birde şu kafiri içmesen
Neyzen sofuya bıyık altından gülerek:
-Sen hiç merak etme aziz dostum. Ben bu kafiri önce ehli müslim yapıyorum, sonra
içiyorum
Oğlumu Kaybettim
Hz. isa bir gun yolda perishan bir adam rastlamIsh.. derdini anlamak icin sormus
- neyin var diye.. adam, aman sorma demis... -oglumu kaybettim onu arIyorum...
isa, -peki oglunun ne gibi ozellikleri varI diye somus.... adam, -ellerinde ve
ayaklarInda civi delikleri vardI demis.. isa, shok olmus ve adama sarIlIp
haykIrmIsh -baba...! adam da isa ya sarılmış.... -pinokyo...!
Güzel için oruç bozulurmu ?
Bektaşiye bir gün sormuşlar...
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar...
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin....
ne sıklıkta
Erenlerden birine sormuslar
-'ne sıklıkla oruç tutarsın?'
-'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarım'
-'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?'
-'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kılarım'
-'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırsın?'
-'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşama!'
Suç sende değil
Bektaşiler gene bir akşam iciyorlarmis. Havada sıcakmı sıcak yazın en sıcak ayı.
Ekinlerin suya ihtiyaci var. İçerlerken arkadan birisi seslenmiş '' hocam ne
olacak bizim tarlalarımızın hali? bizim için yağmur duasına çıksanda bize
bereket yağdırsan''. demiş. Bektaşi ''tamam yarın içmeyelimde yağmur duasına
çıkalım''demiş. sabahleyin erkenden bektaşi önde cemaati arkada giderken
tarlaların yanına gelmişler. Bektaşi baslamış dua etmeye. Tam duanın
ortasında''Allah'im bu tarla benim ''demiş duaya devam etmiş. Neyse duayı
bitirdikten sonra herkes evlerine dağılmış. Bektaşininde arsası tam yolun
yanındaymış yani çok kıymetliymiş. Bektaşide evine dönmüş. Akşam bir yağmur
baslamış, ortalığı sel götüruyor durdurak bilmiyor. Bektaşinin arsasını sel
almış götürmüş. Sabahleyin bektaşi yağmurun sevinciyle koşa koşa geliyor birde
bakıyorki arsa yok!!! Bektaşi çok sinirlenmiş ellerini havaya kaldırmış ''Yok
Allahm suç sende değil, sana o arsanın yerini söyleyen pezevenkte''demiş.
Sen en iyisini bilirsin
Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz
ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına
uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak
sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş
deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada
ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en
iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.
Vaaz
Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz
efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz
şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan
sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , "Güzeldi
yavrum ama bazı hataların var."
1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın.
2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin.
3)En önemlisi de İsa Tanrı'nın oğlu sütçünün çocuğu değil.
Cehennem
Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler.
Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye
sorar. "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir
kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk
doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve
aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten
bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete
gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir
kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli
olursunuz?" "Oğlum oğlum" derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova
olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!"
Yalansa
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
- Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle
bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin
şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu,
toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış :
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.
Elimden Geleni Yaptım
Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu
kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde
koşuştururken Papaz'ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz'a gelmelerini
söylerler.
Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler.
O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için
2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz'a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam
ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde
halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını
sürdürür.
'Tanrı beni korur'der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine
halktan bazıları kayığın içindedir Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz 'Tanrı
beni korur'demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe
tutunur.Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler
vardır.Papaz'a gelmesini söylerler.Papaz yine
'Tanrı beni korur.'der. Ve ölür.
Tanrı'! nın huzuruna çıkar.Tanrıya 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin
huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.'der.
Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim
daha ne yapayım.'der
ORUÇ
Ataist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş
'Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında
kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle
kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu farkediyormuş.
Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış,
ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam
"ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile
akmaz olmuş bir anda orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın
üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
"Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda
yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem
haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilirmisin." demiş
SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış
herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge doğru
çevirmiş, ve konuşmaya başlamış;
"ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere...
Mucizeler
Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair
tartisiyorlarmis.
"Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit Müslüman."Aniden, nereden
geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim,
deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini
düsündüm. Ama, Allah 'a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden
etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim.
Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina
koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri 'ya
dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben
karaya çikabildim."
Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir
çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi
günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu
için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim,
dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Sali" oldu.
BEN DE PEDERİM AMA
Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba' derler. Komünist
rejim zamanında Rusya'dan zar zor kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da
bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?'
Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş.
Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın pederiyim' demiş.
Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam
ters değil' diye cevap vermiş.
Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım' deyince
Salamon gülmüş ve
'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters
giyerdim'
MANASTIR HAYATI
Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış.
Birincisi 'Kızlar' demiş 'Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü
seks mecmuası buldum'.
Diğerleri 'Peki ne yaptın?' diye sorunca ilk rahibe 'Hiiç' demiş ne yapacağım
hepsini çöpe attım'
İkinci rahibe anlatmaya başlamış 'Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını
temizliyordum bir sürü prezervatif buldum'
İlk rahibe sormuş 'Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde'
İkinci rahibe 'Yok canım' demiş 'Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim
ve tekrar paketlerine koydum'
Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..
BİTSİN BU DAVA
Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok,
ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi
varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan
kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine,
"Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi
kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın
huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı
oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor..
Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye...
-Kesmedim, diyor Bektaşi...
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi..
-Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini...
-Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz...
-Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım...
-Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin
bu dava..
Alacaklı
İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa
müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya
derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya dayanır
borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık
pencereden uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye giden imami gören
Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde, telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti geçmek uzeredir.
Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye seslenir.
- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman olmadığına göre sana
ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir parcacik
muslumanlik !!!
KENDİNDE OLMAYANI
Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış :
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?, demiş
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.
Peşin Namaz
Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış,
hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?
Trafik
Papazın biri bisiklet kullanırken polis bunu durdurmuş.
-Ehliyet ve ruhsat lütfen
papaz -ehliyetim yok ama cebimde incilim, sağ omuzumda isa, sol omuzumda iyi
melek var demiş.
polis -hem ehliyetin yok hemde bisiklete üç kişi biniyorsun demiş
Papaz ile Zangoç
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"
Zangoç'ta derin bir sessizlik...
lyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?"
"Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..." Zangoç bıyık atından gülmüş;
"İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
|
|