Sohbet
E-kart
Diyet
Spor
Bilim
İslam
Sağlık
Oyunlar
Kadınca
Komedi
Msn
Magazin
İlahiler
Osmanlı
Hazır Mesajlar
Cep Telefonu
Oyun indir
Güzel Sözler
Şarkı Sözleri
Kültür Sanat
Rüya Tabirleri
Gazeteler
Atatürk
Fikralar
Arkadaş
Şiirler
Burçlar
Teknoloji
Resim Galerisi
Programlar
Manken Resimleri
Manzara Resimleri
Yabancı Mankenler
Yemek Tarifleri
İletişim

      Sohbet                MP3                  Aşk                    E-kart                  Güzel Sözler                  Sevgi                                Bu sitede reklam var

Menü
Sohbet
E-kart
Arkadaş
Komik
Rüya Tabirleri
Yemek Tarifleri
Oyunlar
Şiir
Resim Galerisi
Manken Resimleri
Güzel Sözler
Magazin Aktüel
Diyet
Sağlık

Dini Hikayeler
İddaa Bahis
Mobilya
Osmanlı
Şehirler
Bilgisayar
Yemek Mutfak
Astroloji Fal
Rüya Tabirleri
Spor
İslam
Ekonomi Dünyası
Bilim
Kültür sanat
Yaşam ve insanlar
Borsa siteleri
Otomobil

Kitap Özetleri
Her Dilde Sözlük
Ödev Siteleri
Teknoloji
Bilmeceler
Hava Durumu
Tatil
Sinema
Programlar
Aşk Resimleri
Gül Kalp Resimleri
İlahiler

Cep Telefonu
Oyunlar
Macera Oyunları
Beceri Oyunları
Çocuk Oyunları
Zeka Oyunları
Spor Oyunları
Yarış Oyunları
Dövüş Oyunları
Nişan Oyunları
Mario Oyunları
Giysi Oyunları
Futbol Oyunları
Komik Oyunlar
Oyun Ana Sayfa
                                                                                                                                   TEKNOLOJİ

  Google ailesine katılmak için doğru cevaplanması gereken diğer sorular; "Hiç dünya rekoru kırdınız mı?", "Garsonluktan para kazandınız mı?" ve "Odanız toplu mu dağınık mı?

 

 

 

 

Google’da çalışmak istiyorsanız...
Her ay 100.000 kişinin iş başvurusu yaptığı Google’da çalışmak için önce şirketin anketini çözmek gerekiyor. Adaylara hangi hayvanları beslediği bile soruluyor.

New York Times’ın haberine göre, şimdiye kadar hep en yüksek not ortalaması olan adayları tercih eden Google, artık kitabı yayınlanmış ya da kendi kulübünü kurmuş ilginç profillere öncelik veriyor. Ayda 100.000’e yakın iş başvurusu alan şirket, en iyi adayı seçebilmek için internet üzerinden bir anket doldurtuyor. Cevaplarda tavırlar, davranış, kişilik ve liseye kadar inen özgeçmiş detayları dikkate alınarak seçim yapılıyor.

Sorular, adayların bilgisayara ilk ne zaman ilgi duyduğundan sivil toplum örgütlerinde çalışma deneyimlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Google matematikçileri tarafından hazırlanan bir algoritma yardımıyla sıfırla yüz arası bir puan alan adayların “kaotik ve rekabetçi” Google kültürüne adım atıp atmayacakları belirleniyor.

ACİL ELEMANA İHTİYAÇ VAR
Google Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Laszlo Bock, sürekli büyüyen markanın yeterli sayıda eleman bulmakta zorlandığından bahsediyor. Bock, geleneksel işe alım prosedürleriyle en iyi adayları göz ardı etmekten endişe duyduklarını da anlatıyor.

HAFTADA ORTALAMA 200 KİŞİYE İŞ İMKANI
İstatistiklere bakıldığında son üç senede Google çalışanlarının sayısının iki kat arttığı görülüyor. Şu an 10.000 elemanı olduğu halde, Bock bu sene içerisinde bu sayının da iki katına çıkabileceğinin sinyalini veriyor. Bu da, Google’ın haftada ortalama 200 kişiye iş imkanı yarattığını gösteriyor. Google’a General Electric’ten geçen Bock, maksimum hızla kalifiye insanlara ulaşmak için yüksek not ortalaması ya da mülakat gibi klasik metodlardan ‘Google’a has’ yöntemlere geçtiklerini belirtiyor.

GOOGLE’A HAS SORULAR:
Psikolog Todd Carlisle tarafından hazırlanan sorular ‘Google’a has’ anlayışı açıkça ortaya koyuyor.

Bu soruların bazıları temel bilgilere yönelik:
Hangi programları kullanıyorsunuz?
Hangi internet sitelerine üyesiniz?
Bazıları davranışı ön plana çıkarıyor:
Çalışma ortamınız düzenli mi dağınık mı?
Bazıları da kişilikle ilgili:
İçe kapanık mısınız? Yoksa dışa dönük bir karakteriniz mi var?
Bazıları da geleneksel insan kaynakları anlayışını zorlayacak nitelikte:
Hangi dergilere abonesiniz?
Hangi evcil hayvanları besliyorsunuz?

Carlisle bu sorular sayesinde, hem iş performansını yükseltecek, hem de Google’ın sosyal ortamını canlandıracak kişilere ulaşılabileceğini söylüyor. Okuldaki başarının her zaman en önemli kriter olmadığına, hatta bunun zaman zaman iş performansına zarar verebileceğine değiniyor. Her yıl personelinin sadece yüzde 4’ünün işten ayrılmasıyla gurur duyan Google, Silikon Vadisi’ndeki diğer şirketlere de, elemanlarının memnuniyetini yansıtan bu rakamlarla fark atıyor.

                                                                       Nükleer bulut Dünya’yı kaplayacak

Atom bombasından yayılan nükleer küller tüm yeryüzünü kaplayacak.
Nükleer Kış teorisini dahi gölgede bırakacak yeni bir çalışmaya göre, küçük çaplı bölgesel bir nükleer savaş dahi Dünya’yı yok etmeye yetecek.

İSTANBUL - İklim ve nüfus modellemeleri, iki komşu ülke arasındaki bir savaşta nükleer silah kullanılması halinde anında milyonlarca insanın öleceğini gösteriyor. Nükleer savaşı takip eden saatlerde ise nükleer bulut tüm yeryüzünü kaplayarak Dünya’nın yapay bir kışa girmesine neden olacak, hava sıcaklığı aniden düşecek ve küresel bir kıtlık başlayacak. Tahminlere göre küresel sıcaklık ilk 3 yılda 1.25 santigrat derece düşecek ve bu soğuk dereceler uzun yıllar sürecek

San Francisco’da düzenlenen ABD Jeofizik Birliği’nin (American Geophysical Union) toplantısında sunulan rapor nükleer savaşın iklimsel etkilerini irdeliyor. University of Colorado-Boulder’dan Brian Toon ve University of California-Los Angeles’den Richard Turco’nun yürüttüğü araştırmada, iki ülke arasında 100 adet Hiroşima büyüklüğünde bomba atıldığı varsayılıyor. Patlamaya olan uzaklıkla nüfus yoğunluğu karşılaştırıldığında, bilim insanları şu sonuca varıyor. Nükleer savaş İsrail’de çıkarsa 3, Çin’de 17, ABD’de 4 milyon insanın ölümüne neden olacak.

DEV KÜRESEL YANGIN
Araştırmada orta kuşakta meydana gelecek bir nükleer savaşta, atom bombalarının patlamasıyla tahta, plastik ve petrol ürünlerinin de alev alacağı düşünülüyor. Bu dev yangının 5 milyon ton hacminde bir duman çıkaracağı ve dumanın küresel sıcaklığı 1.25 santigrat derece düşürmesi bekleniyor. Yangından çıkan dumanın en az 10 yıl atmosferin stratosfer tabakasında kalacağı öngörülüyor. Bu oluşum bazı bölgelerde Lokal Buz devri adı verilen soğuk hava koşulları meydana getirecek.Ayrıca Ozon Tabakası da yüzde 20 küçülecek.

NÜKLEER KIŞ GERÇEK OLMASIN
Bu senaryo 1980’lerde ortaya atılan ‘Nükleer Kış’ teorisini akıllara getiriyor. Nükleer Kış teorisine göre, süpergüçler arasındaki muhtemel atom savaşında ortaya çıkacak olan nükleer bulut Güneş’i bloke edecek ve Dünya’yı soğukta bırakacaktı. Soğuyan yerkürede tarım ürünleri yetişemeyecek, küresel kıtlık yaşanacak ve Dünya nüfusunun yüzde 90’ı yok olacaktı. Yeni senaryo bu kehaneti bir adım öteye götürüyor, şöyle ki; bilim insanları Dünya’nın Nükleer Kış’ı yaşaması süpergüçler arasında atom savaşına gerek olmadığı, bölgesel bir nükleer savaşın dahi bu felaketi Dünya’ya yaşatmaya yeteceğini vurguluyor.

SOĞUK SAVAŞ’IN YERİNİ BÖLGESEL KRİZLER ALDI
Ünlü ABD’li astrofizikçi Carl Sagan ve meslektaşları 1983 yılında, ABD ile Sovyetler Birliği arasında meydana gelecek bir nükleer savaşı Dünya için sonuçlarını irdelemek için ‘Nükleer Kış’ adlı teoriyi öne sürmüştü.

Soğuk Savaş’tan bu yana süpergüçlerin nükleer cephanesi önemli oranda azaltıldı. Ancak gerek İran gerekse Kuzey Kore’nin nükleer silah edinme hırsları nedeniyle ‘Nükleer Kış’ kehanetleri bilim dünyasına girdi. Hindistan-Pakistan, Kuzey Kore-Japonya ve İsrail-İran arasında çıkması muhtemel bölgesel nükleer savaşları Nükleer Kış teorisini yeniden gündeme getirdi.

HANGİ ÜLKEDEN KAÇ KİŞİ ÖLECEK
Bilgisayar modellemelerinde patlamadan uzaklığa göre nüfus yoğunluğu hesabıyla kaç kişinin nükleer savaşın ilk günlerinde yaşamını yitireceği tahmin ediliyor.
Çin: 16.716.000
Hindistan: 12.424.000
Pakistan: 9.171.000
Brezilya: 7.962.000
Mısır: 7.834.000
İran: 7.431.000
Rusya: 6.273.000
Japonya: 5.890.000
Arjantin: 4.337.000
ABD: 4.056.000
Fransa: 3.509.000
İngiltere: 2.891.000
İsrail: 2.594.000

                                                                                      Hayatta kalmak için ayakları kısaldı

Normal şartlarda toprakta sürünen Anolis sagrei türü, düşmanıyla karşılaşınca av olmamak için ağaca çıkmayı öğreniyor.

Bilim insanları, ada ortamında yapılan deneyde, sürüngenlerin düşmanlarından korunmak için fizyolojik olarak arka ayaklarının kısalması sayesinde hayatta kaldığını gözlemledi.

NEW YORK - Ada habitatı evrim biyolojisini sınamak için en uygun ortam. Evrim biyologları, sürüngenlerin kendilerini avlamaya çalışan hayvanlara karşı hayatta kalabilmesi için geliştirdikleri fizyolojik özellikleri inceledi. Bahamalar’da ada ortamında yapılan deneyde, sürüngenler yeni bir düşmana karşı önce ayaklarını uzatarak karşılık veriyor, ancak doğal seçilim sonrasında arka ayakları daha kısa olan canlılar hayatta kalıyor.

 

İncelemeye alınan Anolis sagrei türü sürüngenler, normal şartlarda toprağa yapışık halde yaşıyor. Yeni bir avcı hayvan deney ortamında konduğunda, Anolis sürüngeni düşmanından kaçmak için ağaca tırmanyı ‘akıl ediyor’ ve ağaçlar da doğal habitatı haline geliyor.

Anolis sürüngeni normal şartlar altında uzun ayakları sayesinde hızlı hareket edebilen çevik bir hayvan. Toprak üzerinde yaptığı hareketler ise denge gerektirmiyor ve uzun ayaklarıyla hızla yol alabiliyor. Ancak yeni düşmanına karşı yaşam mücadelesi vermek zorunda kalınca, ağaca çıktığında işler değişiyor, zira denge önemli bir sorun haline geliyor.

DÜŞMAN VE AYAKTA KALMA DÜRTÜSÜ
Araştırmayı yürüten Harvard Üniversitesi’nden Jonathan Losos, Bahamalar’da 12 ayrı adada ağaca tırmanabilen sürüngenleri inceledi. Bilim insanları deneyde, anolis sürügenini yiyen daha büyük bir tün olan Leiocephalus carinatus‘u 6 adaya da saldı. Diğer 6 adada ise doğal habitat değiştirilmedi

Araştırmacılar, başlangıç, 6 ay ve 12 aylık dönemlerde denek sürüngenlerin hayatta kalanlarını saydı, işaretledi ve boylarını ölçtü. İlk 6 aydan sonra, avcı sürüngenin (Leiocephalus carinatus) konduğu 6 adada denek anolis popülasyonunda yüzde 50’lilik bir düşüş gözlemlendi. Bilim insanları, ilk belirlemede hayatta kalanların uzun ayaklı olduğunu gördü ve bu bulguyu uzun ayak sayesinde daha hızlı koşmalarına bağladı.

AYAKLAR KISALDI, ANOLİS AĞACA ALIŞTI
Deneyin ikinci 6 ayında ise evrimsel mantık tensine döndü. Deneyde 12’inci aya yaklaşılırken, hayatta kalan anolis popülasyonu toprağa yapışık ilerlemek yerine ağaca tırmanmaya başladı.

Düşmanı Leiocephalus carinatus‘a yem olmak kurtulmak için ağaçlar çıkan anolis‘ler için artık denge unsuru, hız unsurunun önüne geçti. Böylece ayaklar da kısalmaya başladı. İkinci 6 ayın sonunda hayatta kalan anolis‘lerin çoğunluğu kısa ayaklıydı. Bu bulgu, ağaçta dengeyi sağladığı için toprağa düşmeyen sürüngenlerin evrimin nihai galibi olarak gösteriyordu. Avcı sürüngen Leiocephalus carinatus‘un hiç yerleştirilmediği diğer 6 adada ise, evrimi tetikleyecek bir süreç başlatılmadığından 12 aylık deney süresi sonunda anolis‘lerin ayaklarında bir değişim gözlemlenmedi.

ÇEVREYE UYUM İLKESİ VE HAYATTA KALMA
Bilim insanları kısa ayağın ağaçta dengeyi kurmak açısından avantaj sağladığını, denek sürüngenlerin evrim sürecinin çevreye uyum ilkesini doğruladığını vurguluyor. Buradan hareketle uzmanları, anolis‘lerin gelecekte deney adası sınırları içinde ayaklarının daha da küçülerek ağaca tırmanan canlılara dönüşebileceği öngörüsünü de dile getiriyorlar

                                                                                                                      Teknoloji

 

 

car hire
Bu Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Veya Kaynak Gösterilmeksizin Kopyalanamaz, Alıntı Yapılamaz. © 2007